- YAYINLAR
- İnsanlık ve İnsancılık Arasında Gazze
İnsanlık ve İnsancılık Arasında Gazze
Batı’nın İnsancılığı ve İnsanlığın Çıkmazı
İnsanlık tarihi boyunca toplumların, birçok noktada üzerinde uzlaştığı kavramlardan biri insan hakları olmuştur. Yaşama hakkı, güvenlik hakkı, barınma hakkı, şerefli bir hayat sürme hakkı… Bunlar yalnızca hukuki veya siyasi metinlerde değil, vicdanlarda da karşılığı olan evrensel değerlerdir. Ancak bu değerlerin sınavı, kriz zamanlarında ortaya çıkar. Modern dünyaya ait bu kavramların, ümmet coğrafyasında yaşananlar söz konusu olduğunda sınıfta kaldığına bir kez daha şahit oluyoruz, Filistin Sınavı.
İnsanlık açısından bakıldığında, Gazze’deki tablo sadece bir coğrafyanın dramı değil; Batı’nın evrensel değerler iddiasının samimiyetini sorgulatan bir göstergedir. İnsan hakları konusunda yüksek sesle konuşan, modelleriyle örnek olduğunu iddia eden ülkelerin, söz konusu Filistin olduğunda sessiz kalması veya çifte standartla hareket etmesi, değerlerin ne kadar araçsallaştırıldığını açıkça göstermektedir.
Ekonomik boyutuyla meseleye yaklaştığımızda ise şunu görüyoruz: Küresel ticaret, yalnızca malların değil, aynı zamanda değerlerin de dolaşımını beraberinde getiriyor. Bir markayı tercih etmek ya da ondan uzak durmak, artık sadece tüketim alışkanlığı değil; aynı zamanda bir duruş, bir mesaj niteliği taşıyor. Bu nedenle boykot, ekonomik bir tepki olmanın ötesinde, bireylerin ve toplumların vicdani ve ahlaki tavırlarını görünür kılan bir eylem hâline gelmiştir.
Toplumsal vicdan açısından bakıldığında, Gazze meselesi hepimize şu soruyu yöneltiyor: Adalet ve merhamet kavramları toplumsal olarak hayatlarımızda ne şekilde karşılık buluyor? Sessizliğimiz, çoğu zaman zulmün en güçlü destekçisi değil midir? Toplumun birer parçası olan, her birey ve kurumun bu sorulara kendi içinde vereceği cevap, gelecekte nasıl bir dünya inşa edeceğimizi de belirleyecektir. Ve belki de en kritik nokta, bu sürecin gelecek nesillere nasıl bir miras bırakacağıdır. Çocuklarımıza sadece ekonomik refah değil, adalet ve merhamet ile harmanlanmış Müslümanca bir duruş bırakabilmek, iş dünyasındaki vazifelerimizin başında gelmektedir.
İGİAD Bülten 63. sayımızda, İnsanlık ve İnsancılık Arasında Gazze temasını işledik; bültenden istifade etmeniz temennisiyle, emeği geçenlere ve değerli yazarlara teşekkür ederim.
İGİAD olarak bizler, iş ahlakının yalnızca kâr-zarar, işçi-işveren dengesiyle sınırlı olmadığını; insani haklarını da kapsadığını her fırsatta vurgulamaya çalışıyoruz. Gazze’de yaşananlar; üretimden tedarik zincirine, satıştan pazarlamaya, lojistikten insan kaynaklarına, finansal kararlardan iş ortaklıklarına kadar tüm iş süreçlerinde, kararlarımızı yeniden gözden geçirme sorumluluğunu üzerimize yüklemektedir.
Her şeye rağmen, Rabbimizin şu müjdesinin muhatabı olma ümidi gönüllerimizi diri tutmaktadır:
“Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) mümin iseniz en üstün olan sizsiniz.”
(Âl-i İmrân, 3/139).
Hüseyin AKÇA
İGİAD Yönetim Kurulu Başkanı