Geleneksel İGİAD İftarı İş Dünyasını Bir Araya Getirdi

  • 23.05.2018

Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlâkı Derneği (İGİAD) geleneksel olarak düzenlediği iftar programını, 23 Mayıs 2018 tarihinde 1453 Çırpıcı Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirdi. İş, akademi ve basın dünyasından çok sayıda davetlinin katıldığı iftar programı sıcak ve renkli görüntülere sahne oldu.

İGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Karahan konuşmaları ile program başladı.

Ayhan Karahan davetlilere hitaben yaptığı konuşmasında; İhtişam, İhtiras ve İsraf konularına temas etti. Karahan, şunları söyledi:

“Oruç tutmak, sadece aç ve susuz kalmak değildir. Asıl olarak insanın nefsani güdülerine gem vurmak, beşerî arzularını kontrol altına almak, şeytani çağrıları boşa çıkarmaktır. Aynı zamanda başkasının hâlinden anlamak; fakirin, muhtacın, aç bi-ilacın derdiyle dertlenmek, yetimin hüznüne ortak olmaktır.

Rabbi Zülcelal, Ankebut Suresi’nin ikinci ayetinde “İnsanlar, ‘inandık’ demekle, imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar?” demektedir. Allah Teala, bu imtihan dünyasında herkesi, farklı şekillerde imtihan etmektedir. Kimi insanlar makamla, kimi şöhretle, kimileri de zenginlik veya fakirlikle imtihan edilmektedir.

Ramazan ayında tuttuğumuz bu oruç, bir anlamda varlıkla, zenginlikle imtihanın bir uyarıcısı veya hazırlayıcısıdır. “Zenginliğinle kibre kapılma, yoksulların hâlini anla” uyarısıdır. “Bugün zengin olduğun gibi bir gün fakirleşebilirsin. Bu sebeple kendini kaybetme, israfa düşme, gurura kapılma” ikazıdır. “Zengin oldun diye insanları hor görme, onlara tepeden bakma, büyüklenme” hatırlatmasıdır.

Sahip olduğumuz imkânlar, bulunduğumuz makamlar bizleri ihtişama, ihtirasa düşürmemeli, gösterişçi tüketime, lükse sevk etmemeli, israfın yok edici girdabına sokmamalıdır. İmkanlarımız bizi güce kapılıp kibre gurura dönüştürmesin, birbirimizden uzaklaştırmasın, sahiciliğimizi samimiyetimizi azaltmasın, salih amellerimizi, ihlasımızı, iyiliklerimizi güzel ahlakımızı eksiltmesin.

Daha çok kazanıyoruz, daha fazla imkana sahibiz diye insanlarla aramıza mesafe koymamalıyız. Varlıklı oluşumuz; birbirimize ihtiyacımız olmadığı gibi bir sonuca varmamalıdır. Sahip olduğumuz imkanların makam ve gücün geçici ve değişken olduğunu; en büyük zenginliğin alçakgönüllülük, sadelik ve mütevazilik olduğunu unutmamalıyız. Sahip olduğumuz imkânları bizlere verenin Allah Teala olduğunu bilmeliyiz. Asıl zenginlik sahibi O’dur, biz ise sadece emanetçileriz.

Peygamber Efendimizin VEHN hadisini her daim hatırlamamamız ve unutmamamız gerekmektedir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur. ‘’Yakında milletler yemek yiyenlerin başkalarını sofralarına davet ettikleri gibi sizinle savaş etmek için birbirlerini davet edecekler. Birisi: Bu o gün bizim sayıca azlığımızdan mı olacak dedi. Peygamberimiz hayır aksine siz o gün kalabalık fakat selin önündeki çer çöp gibi zayıf olacaksınız. Allah düşmanlarınızın gönlünden sizden korkma hissini soyup alacak sizin gönlünüze de VEHN atacak buyurdu. Yine bir adam VEHN nedir ya Resulallah diye sorunca VEHN dünyayı fazlaca sevmek ve ölümden çok korkmaktır diye buyurdu. (Sünen-i Ebu Davud)

Rabbimiz Mülk Suresinde hayatı ve ölümü yaratan benim. Bu iki zaman dilimi arasında hangi birinizin daha iyi daha güzel davrandığınızı görmek için sizleri imtihan ediyorum diye buyurmaktadır.

Her birimiz iman, istikamet ve salih amel üzerinde olacağız, iyilikleri çoğaltacağız, hayırda yarışacağız, güzel ahlakı aramızda yaygınlaştıracağız, imkanlarımızı paylaşacağız, birbirimize faydalı olacağız, hakkı ve sabrı birbirimize tavsiye edip birlikte felaha kavuşacağız.

Allah Resulünün en çok yaptığı duayla sözlerime son vermek istiyorum: “Ey kalpleri bir hâlden diğer bir hâle çeviren Rabbim! Benim kalbimi senin dinin üzerine sabit kıl” dedi.

Program, Bahçelievler Mehmet Akif Camii görevlisi Şahin Korkut’un Kuran tilaveti ile devam etti.