Ders Veren Tecrübeler Dizisinde Hüseyin Dinçel’i Dinledik

  • 27.11.2018

Ders Veren Tecrübeler dizisinin sekizincisi 27 Kasım Salı İGİAD Dernek Merkezi’nde gerçekleştirildi. “Ders Veren Tecrübeler” dizisinin sekizincisinin konuğu Akyapı İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Dinçel oldu.

İstanbul Ticaret Odası Genel Sekreteri Doç.  Dr. Nihat Alayoğlu’nun moderatörlüğünde başlayan programda girişimcilik ve ortaklık kültürü konusunda Hüseyin Dinçel’in önemli tecrübeleri konuşuldu. Dinçel’in konuşmasında öne çıkan konular:

Okurken çalışmanın nasıl bir yöntem olduğunu üniversite hayatımda gördüm
1968 yılında Trabzon Çaykara doğumluyum. Çocukluğum Fatih’te geçti. Bodrum kat bir dairede 14 kişi yaşadık. Halamın oğlu ben henüz küçükken, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği’ni kazanıp bizim evde yaşamaya başlayınca bende hedef olarak kendime o üniversiteyi koydum, hamdolsun 1985 yılında aynı bölümü kazandım. Babam çelik konstrüksiyon ustası idi ve babadan gelen bir işimiz olmadı. Kendimi hatırladığımdan itibaren her yaz çalıştım. Üniversite yıllarında birkaç arkadaşla işportacılık yaptık. Bir taraftan okul bir taraftan girişimciliğimiz hep devam etti.  Şu anki gençliğin en büyük eksikliğinden birisi de hiç sorumluluk almıyor olmaları ve bunu da biz oluşturduk. Biz sıkıntı çektik, evlatlarımız çekmesin diyoruz.

İnsanın hayatında bazı dönüm noktaları olur. Üniversitede ikinci yılımda tecrübe paylaşım programlarından birinde rahmetli Hayati Üstün ağabeyi tanımam hayatımda bir dönüm noktası oldu. Staj yapmak isteyenler toplantıdan sonra bana müracaat etsin demesiyle hemen gittim ve o günden sonra Hayati ağabeyi hiç bırakmadım ve Biat İnşaata girdim. Daha üniversite üçüncü sınıfta okurken bana bir şantiye teslim ettiler. O kadar yoğunluğum oluyordu ki günlerce ev ahalisini bile göremiyor, gece geç vakitlere kadar çalışıp, çok erken işe gidiyordum. Bir dönem BİAT İnşaat’tan affımı istedim. Arkadaşlarımızla ilk şirketimizi olan Endülüs İnşaat kurduk. Bir süre sonra BİAT İnşaat’ın yoğunluğunu özler oldum ve Hayati ağabey tekrar gel dedikten sonra Endülüs İnşaat’ı bırakıp kaldığım yerden devam ettim.

Akyapı İnşaat’ın Temellerini Mescitte Atıldı
İkinci sınıfın yazında Urfa’ya Atatürk Barajı’na staja gittim. Namaz vakitlerinde şantiyedeki mescide giderdim. Bugünkü ortağım Mahmut Asmalı ile işte o mescitte tanıştım. Yani şirketimizin temellerini mescitte attık. Okul bittikten sonra ikimizde BİAT İnşaat’ta çalışmaya başladık. Rahmetli Hayati ağabey 1997 yılında vefat etmeseydi büyük ihtimalle biz hâlâ BİAT İnşaat’ta olurduk.  BİAT İnşaat’ta hiçbir kardeşimiz maaş için çalışmazdı, öyle bir misyonu ve ortamı vardı. Hayati ağabeyden sonra şirket büyümesine rağmen yeni yönetimin çizgi değişikliğinden dolayı 1998 yılında bizde şirketten ayrılıp ve Mahmut Asmalı ile birlikte bugünkü firmamız olan Akyapı İnşaat’ı kurduk.

İlk işimize LC Waikiki’nin Basın Ekspres yolu üzerindeki binasının çevre duvarlarını ve saha betonlarını yaparak başladık. YİMPAŞ’ın bazı inşaatlarının yapımını alarak firmamızı büyütmeye başladık. Bu 2001 krizine kadar sürdü. O dönemler bizde bir krize girdik. Allah’a hamdolsun o krizi nasıl atlattık şu an bile hesabını yapamıyoruz. Tabi her şeyden önce bir başarı varsa bu, Rabbimin lütfu ve imkân vermesiyle olmuştur. Allah’tan gelmiştir.

Ortaklıkta Uyum Çok Önemli Bir Faktör
Akyapı İnşaat’ın başarısında en önemli etken, değerli ortağım Mahmut Asmalı olmuştur. Mahmut Asmalı ile olan uyumumuz ve beraberce ortaklık yapabilme alışkanlığımızın gelişmiş olması, bizi her proje sonrasında daha da kuvvetlendirdi. Özellikle Mahmut Bey ile uyumumuzdaki en önemli faktör beraberce yaşadığımız mücadeleler olmuştur. Bizi birbirimize daha da kenetlemiştir. Yani hem nimetlerde hem külfetlerde beraberce hareket etmek bizi uyumlu hâle getirdi. Akyapı olarak ortaklık yapabilme becerisini Rabbimiz lütfetmesini büyük bir nimet olarak görüyorum.

Birçok işimizi iş bazında farklı ortaklık yapılarıyla yaptık. Ortaklık şeklinde yapılan işlerin bereketli olduğu kanaatindeyim. Bu ortaklıkları yurt dışına Katar’a da taşınmış olduk. Yaklaşık 14 yıl önce aynı sektörlerde olan arkadaşlar ile yatırımlarımız oldu. Hamdolsun orada Allah bize çok iyi bir ortak nasip etti. Şu anda 250 kişinin çalıştığı Doha UPVC isminde pvc üretimi yapan bir tesisimiz var.

2010-2014 yılları arasında SİNPAŞ ile yaptığımız ortaklık kurumsallaşma anlamında, şirketin büyümesi anlamında bize çok şey kattı. 2014 yılında Başakşehir’deki Emlak Konut projeleri bizi asıl büyüten işler oldu. Bir kısmı hâlâ devam eden 28 tane ortaklık yaptık şimdiye kadar ve iş bittiği için sonlandırmış olduğumuz ortaklıklarda hiçbir ortağımızdan problemli olarak ayrılmadık.

Ortaklar Arasındaki Dengeyi Her Zaman Gözetmeliyiz
BİAT İnşaat’ta Rahmetli Hayati ağabey bize hep burada çalışın, işi öğrenin, tecrübe sahibi olun ve iş kurun, serbest çalışın, 50 tane BİAT olsun telkininde bulunurdu. Bizde kendi şirketimizde bu telkinleri çalışanlarımıza yaptık. Akyapı İnşaat’tan ayrılıp da kendilerine şirket kuran 15 şirket oldu. Kurulan bu 15 şirketin çoğuyla da çalıştık ve çalışmaya da devam ediyoruz.

Ortaklıkta ortaklar arasında iki önemli faktör olduğunu düşünüyorum. İlki ortaklar arasındaki denge. Her açıdan denge; mesai harcamada denge, para harcamada denge, hayat tarzında denge, dünyaya ve servete bakışta denge vb. Denge bozulduğu yerde yavaş yavaş tehlikeyi arttırıyor. Bir ikincisi de, zaman içerisinde ortaklar arasında farklılaşmalar meydana geliyor. Sosyal statüde farklılaşmalar oluyor, biri çok öne çıkabiliyor. Halbuki öne çıkan ortağın diğerini yukarı çekmesi gerekiyor. Değerli ortağım Mahmut Asmalı bey, her konuda benden bir adım önde olmuş ve aramızdaki mesafeyi fazla açtırmadan beni de tutup kendine doğru çekmiştir. Dünyaya bakış açınız bile farklı oluyorsa bu iş ne kadar devam eder bilmiyorum. Ortaklar birbirine şeffaf olmalı. Bu dengeleri kurmak çok önemli diye düşünüyorum.

Hesap Veremeyeceğimiz Birikimler Akıllı İşi Değil
Niye kazanıyoruz, kazandıklarımızı ne yapacağız, bunu Rahmetli Hayati ağabey bize öğretti. Hesap veremeyeceğimiz birikimleri oluşturmak, malı ve serveti yığmak akıllı bir insanın işi değil. Bir şeyler yığacaksak salih amellerimizi yığmalıyız.  Bu sebeple şirket olarak bir vakıf kurmak istedik. Bir süre arayış içerisine girdik ve en sonunda yetim çocuklara yönelik faaliyetler yapan Akyuva Vakfı’nı 2015 yılında kurduk. Hayatımda yaptığım en anlamlı işin bu olduğunu düşünüyorum.

Şahsi Servetimizi Değil Şirketin Büyümesini Öncelikli Hedefimiz Olsun
Gençlere verebileceğim en önemli tavsiyem, olaylara olumlu tarafından bakmak, benim hayatım boyunca ilkem olmuştur. Sahip olduğumuz nimetleri saysak emin olun sayamayız. Bu sebeple hayatta sahip olduklarımız çok önemli. Şahsi servetimizi arttırmaktan ziyade şirketin büyümesini öncelikli hedefimiz olması lazım. Bir de bir iş yaparken bu benim çıkarıma mı sorusundan önce bu iş helal mi, meşru mu diye sorgulayıp bize yakışmayan işler yapmamamız lazım. Allah mutlaka bir kapı açacaktır. Her gün ve sürekli yaptığımız amellerimiz kesinlikle olsun. Sporu da hayatımızda eksik etmeyelim” dedi.

Program katılımcıların soru cevapları ile devam etti. Doç. Dr. Nihat Alayoğlu ve İGİAD Başkanı Ayhan Karahan’ın Hüseyin Dinçel’e hediye takdimi ile son buldu.