Ders Veren Tecrübeler Dizisi Konuğu H. Mehmet Köse Oldu

  • 23.10.2018

Ders Veren Tecrübeler dizisinin yedincisi 23 Ekim Salı İGİAD Dernek Merkezi’nde gerçekleştirildi. “Ders Veren Tecrübeler” dizisinin yedincisinin konuğu KMK Mekanik-Enerji / KMK Gayrimenkul Yatırım A.Ş.  Yönetim Kurulu Başkanı H. Mehmet Köse oldu.

İstanbul Ticaret Odası Genel Sekreteri Doç.  Dr. Nihat Alayoğlu’nun moderatörlüğünde başlayan programda girişimcilik, hamilik ve ihracat konusunda H. Mehmet Köse’nin önemli tecrübeleri konuşuldu. Köse’nin konuşmasında öne çıkan konular:

Okurken çalışmanın nasıl bir yöntem olduğunu üniversite hayatımda gördüm

1971 Kayseri doğumluyum. İlk ve ortaöğrenimimi Kayseri’de tamamladım. Liseyi Zeytinburnu’nda İhsan Mermerci Anadolu Lisesi’nde tamamladıktan sonra Kayseri Erciyes Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Eğitimim devam ederken iş hayatı içerisinde bulunmaya devam ettim. Makine mühendisliğinde öğrenciyken hayallerimiz vardı ve bu hayallere ulaşmak içinde çalışma ortamına girmek gerekiyordu. Okurken çalışmanın nasıl bir yöntem olduğunu üniversite hayatımda gördüm. Hafta içi çalışıp hafta sonu kendi mesleğimle alakalı çalışıyordum. 1993 yılında mezun olduktan sonra çeşitli firmalarda makine mühendisi olarak çalıştım. Farklı alanlarda çalıştıktan sonra mekanik tesisat ve enerji üzerine yoğunlaşmaya karar verdim.

Karşılığı olmayan bir bedelle yatırım yapmak ve o paraları kendi paranız gibi yatırımda kullanmak bir hatadır

Zamanla bir kriz aşaması yaşadık bugünün krizlerine benzer veya söylem olarak değişik bir tabir kullanmak gerekirse, dövizin farklı anlamda, kredilerin farklı anlamda bolca verildiği bir dönemdi. 1992-1993 yıllarında yine finans kurumları üzerinden döviz kredileri çok verilirdi. Paraları bankalar çok düşük faizle ve döviz kredisi vermeye başladığında herkes paraları çekmeye başladı sonra 1994 krizinde bu paralar geri toplanmaya başladığında ve dövizin 2-3 katına çıktığı durumda bütün sistemler altüst oldu. Yani şunu gösteriyor ki karşılığı olmayan bir bedelle yatırım yapmak ve o paraları kendi paranız gibi yatırımda kullanmak bir hatadır.

KMK 12. yılını geride bıraktı

2003 yılında mekanik tesisat firması olarak KMK ısıtma ve klima sistemlerini kurdum. Yalnız gerçek faaliyetine, kurumun kendi adına almış olduğu işler açısından, 2005 yılında faaliyete geçti. Bu anlamda 12. yılına girmiş bir şirketiz.

KMK olarak kurulduğundan itibaren sektörel anlamda branşlaşmaya gittik. İlk olarak hastanelere yönelik bir birim oluşturduk. Yine metro tesislerine yönelik başka bir birim oluşturduk. Yağmur sularının drene edilmesi, havalandırma ve basınçlandırma sistemleri, duman tahliyeleri ve yangın söndürme sistemlerinin tamamının taahhüdüne girdik. Ayrıca lüks konut sektörünün gelişmesiyle birlikte konut mekanik sistemleri için ayrı bir departman kurduk ve taahhüt işine girdik. 

Hamilik sistemi ile insana yatırım yaptık

Mekanik sektörünün büyük çoğunluğu inşaat sektörüne paralel gider. Son 2 yıldır inşaat sektöründe ciddi bir daralma var ama biz bu konuda şirkette farklı bir yol izledik. Şimdi bizim ülkemizde kriz bitmez diye bir söz var hatta buna da alıştık ama artık sözlere değil eylemler üzerinden hareket etmeliyiz. Hatta kendi eylemlerimizi kendimiz belirlememiz lazım yani hükümet dışında bazı politikalarımızı kendimiz belirlememiz gerekiyor. Ben 2010 yılı sonunda özellikle uzak doğuda Japonya’da Çin’de bir takım ziyaretler yaptım. İlk etapta şirketi kurduğumuzda para kazanma, işleri düzene koyma gibi çalışmalar vardı, belli bir süre sonra dağınık çalıştığınızı gördük ve bir sistem gerektiğini fazlasıyla anladık. Daha öncesinde benzer firmalar ne yaparsa onu yapardık ve biz buna dağınık çalışma sistemi diyoruz. 2010 yılı sonuydu Bangkok’ta daha öncesinde Japonya’da da gitmiştim. Mitsubishi’nin fabrikasında tarihini yani Mitsuka diye iki dev şirket olarak tarihçesini anlattılar. Orada bütün üretim sistemini inceleme fırsatımız oldu. Türkiye’ye gelip çok az arıza çıkaran hem Türkiye’de hem Dubai’de en çok tutulan bir modeli gördüm bunun nasıl üretildiğini sordum. Küme modeli dediler bantta değil de kümede üretiyoruz dediler. Küme nedir diye sorduk. Küme Modeli; her yöneticinin çalıştığı tekniker kadrosu var bir ürün oradan çıkar az sayıda çıkar ama kaliteli çıkar. Yönetici çalışanlarının evdeki ruh haline kadar sorumlu. Biz bir sistem arayışı içindeyiz bunu yapar mıyız?  sorusunu sordum kendime. O zaman binamız müstakilde 3 katlı müstakil bir binaydı orta katın tamamını yıkıp 4 küme oluştu, bunları departmanlara böldük: Bir grup hastane otel gruplarının projelerini yapsın, bir grup klima vs. sistemleri yapsın, bir grup yer altı metro tünellerini diğer grupta endüstriyel kısmı yapsın. Ayrıca bunlara destek veren birde proje departmanımız var bunlarda finans, satın alma hepsi ortak olsun. Her grup kendi içerisinde bir modern şirket olsun dedik. Bu ihtiyacımızı karşılamak için genç personeli alıp eğitmek, tecrübeleri aktarmak ve donanımlı hale getirmek istedik. Bu kazanca başka bir kazanç daha ekleyerek sosyal yönü güçlü, ahlaki değerleri özümsemiş, çevresine faydalı olmalarını da istedik. Üniversitelerle iş birliği içerisinde yeni aldığımız bir elemanı, tecrübeli bir çalışanımızın yanına vererek onun maddi-manevi anlamda yetişmesi için bir sistem kurduk. Prim sistemini de buna göre ayarladık ve sadece yaptığı işe değil aynı zamanda yetiştirdiği elemana göre prim verdik. Bu sistemi uyguladığımızda çok olumlu sonuçlar elde ettik.

İntern Mühendislik ile yeni mezunların önünü açtık

İntern mühendislik kısmında Gaziantep Üniversitesi ile bir anlaşma imzaladık ve böylelikle genç mühendislerin iş hayatına atılışını sağladık. Yani daha mezun olmadan minimum son 4 ayını intern olarak geçirecek. İŞKUR üniversiteyle yazıştı onlarında onaylarını aldılar ve bu şekilde yaklaşık biz 5 yıldır yeni bir mezun mühendisin iş hayatına alışması için böyle bir sistemi uyguladık ve hâlâ devam ediyoruz. Bu şekilde genç mühendisleri yetiştirdik. Kimi kendi şirketini kurdu kimi bizimle çalışmaya devam etti.

İGİAD ilkelerine uymak temel ilkemiz

Bir işten huzur alacaksanız o işin içinde bulunacaksınız, odaklanacaksınız. İnsanlarla sosyal bir şekilde diyaloğa girmek zorundasınız, insanı tanıdığınızda işin kurgulamasını da yapabilirsiniz. İGİAD ilkelerine uymak temel ilkemiz oldu. Şunu söyleyebilirim ki burada farklı bir ruh gördüm. Burada ilişkilerin kaynağı maddi çıkarlar değil. İnsanların gözlerindeki samimiyeti, şefkati, dostluğu görebiliyorsunuz. Ahlaki kriterlere karşı farkındalık ve duyarlılık daha üst bir seviyede bulunuyor. Bu özellikler İGİAD’a bağımlılık yapıyor ve neredeyse haftada bir günümüz İGİAD’da geçiyor.

Ahlaki kriterler olmadığında girişimciliğin bir boyutu sürekli eksik kalıyor

Satınalma departmanımız bir üyemizle ticaretimizde bir satın alma yapacakken miktarları yazmamış fiyat istiyor. Üyemiz diyor ki; “benimde senin de üye olduğun dernek şeffaflığı açıklığı gerektirir miktarı da yaz ki miktara göre fiyatın karşılığı çıksın” bu beni çok sevindirdi, işlevini yapan bir derneğin içinde bulunuyoruz. Sosyal kurumların kesinlikle iş hayatınıza etkisi oluyor. Sorumluluk bilincini İGİAD’ın ilkeleriyle birleştirdiğiniz zaman müthiş bir anlam ortaya çıkıyor. Yaklaşık 1990 yılından beri çalışıyorum. Şunu gördüm ki bilginiz, paranız, iş potansiyeliniz olabilir ama bunları birleştirip, entegre edip işe dönüştürmeniz için ahlaki kriterler de gerekiyor. Ahlaki kriterler olmadığında girişimciliğin bir boyutu sürekli eksik kalıyor. Bilgiyi, parayı, sosyal çevrenizle birleştirip hareket ettiğinizde daha olumlu sonuçlar alıyorsunuz.

Program katılımcıların soru cevapları ile devam etti. Doç. Dr. Nihat Alayoğlu ve İGİAD Başkanı Ayhan Karahan’ın H. Mehmet Köse’ye hediye takdimi ile son buldu.