DERS VEREN TECRÜBELER DİZİSİ KONUĞU ŞÜKRÜ ALKAN OLDU

  • 20.12.2017

Ders Veren Tecrübeler dizisinin dördüncüsü 20 Aralık Çarşamba İGİAD Dernek Merkezi’nde gerçekleştirildi. “Ders Veren Tecrübeler” dizisinin dördüncüsünün konuğu AKAL Tekstil İcra Kurulu Başkanı Şükrü Alkan oldu.

İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekan Vekili ve İGİAD Yüksek İstişare Kurulu üyesi Doç.  Dr. Nihat Alayoğlu’nun moderatörlüğünde başlayan programda girişimcilik, marka kültürü ve aile şirketleri konusunda Şükrü Alkan’ın önemli tecrübeleri konuşuldu.Şükrü Alkan iş hayatına ilişkin geçmişine kısaca değindikten sonra tecrübelerini paylaştı. Bu tecrübelerden bazılarına olduğu gibi yer veriyoruz.

“İş Hayatı İnsanı Terbiye Eder”

“İGİAD kurulmadan önce birçok yerde bu konuşmaları yapıyorduk. İnsanın bir iş yapınca yalan söylememesi gerekiyor. Piyasa da yalanı kaldırmıyor işin doğrusu. Örneğin verilen sözde bir defa durulmaz, iki defa durulmaz ise üçüncü sefer piyasa refleks olarak insanı zaten dışlıyor. Bu biraz da piyasaların köklülüğü ile ilgilidir. Bu sebeptendir ki iş hayatı insanı terbiye eder. Terbiye öyle karşına alıp nasihat vererek alınacak bir şey değildir.

İş hayatıma başlangıcım babamların kurduğu mütevazi bir tekstil yeri ile oldu.  O zaman üç dükkândan biri ya Yahudi ya da Ermeni’ydi. Sektörleri kasket üzerine kuruluydu, yaptıkları işi hakikaten dürüst yapıyorlardı. Onların bulunduğu bir piyasada yer almak, pastadan pay almak için en az onlar kadar dürüst olmak gerekiyordu. Çünkü piyasanın kuruluşu dürüstlük üzerine kurulu idi. Bizim için bu bir refleks olmuştu.

“Yatan Aslan Olmayın Gezen Tilki Olun”

Biz İstanbul’a geldiğimiz zaman ben 5 yaşındaydım. Oturduğumuz çevre ilk olarak akraba çevresi oldu. O zaman akrabalarımın çoğu Perşembe Pazarına giderdi. Biz de çocuk olmamıza rağmen bir araya gelince Perşembe Pazarı hakkında konuşurduk. 9 yaşıma kadar babamların 8 metrekare olan dükkanına gidiyordum. Eniştemin bana “dört kişi var burada zaten sen de kendine başka bir uğraş bul” demesi üzerine bende Perşembe Pazarına, yani ilgimin olduğu yere gittim.

Bir zaman sonra babamın işin başına gel demesiyle işe geri döndüm. O zaman pek çeşitlilik yoktu. Benim Perşembe Pazarında işim hırdavattı. Oradan gelen çeşitlilik, müşteriyi çekme gücü ile düşünmeye başladım. Nasıl büyütürüz bu işleri diye. 1989 da işe başladım, 1993’te MÜSİAD’a üye oldum. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde küçük ve büyük ölçekli iş ziyaretleri yaptık. Dönüşten sonra çeşitlilik olması gerektiğini, piyasanın böyle döndüğünü iyice gördüm. Böylelikle çeşitlilik artmış oldu.

“Başarının Temel Şartlarından Biri Odaklanmaktır”

Bizim iş kolumuz, tekstil ve giyim aksesuarları diye geçer. Bu iş kolunda marka yoktu, piyasa genelde imitasyon yapıyordu. İlk defa 1995 yılında Suyutti isimli kataloglu bir ürün yaptık, koleksiyon oluşturduk. Böylece piyasa artık bizi takip etmeye başladı. Son yıllarda Türkiye’deki perakende sektöründeki canlılık nedeniyle yurt dışı markalardan Türkiye’ye hitap edebilecek olanları iç piyasaya sunmaya başladık.

Bunun için perakende mağazalarla bir zincir meydana getirdik ve bu işlerle meşgul olacak bir birim oluşturduk. Ayrıca Brandmanor diye bir internet sitesi kurduk. Brandmanor, marka malikânesi anlamına geliyor ve bunun da tescilini aldık. Orada bir taraftan satışını gerçekleştirirken diğer taraftan da yurt dışından çeşitli markaların distribütörlüğünü aldık. Sadece bere, atkıdan çıktık.  1978’de başlayan iş hayatımız bugün bu noktaya geldi ve biz de buna katkı sağlamaya çalışıyoruz.

 “Demir Dövülerek Tava Gelir”

Biz bu işi Allah rızası için yapıyoruz ve en temel ilke ve motivasyonumuz budur. İGİAD’ın 2003 yılındaki kuruluşundan önce İktisadi Girişim Platformu diye bir platform oluşumu var, onun da öncesinde İktisat Komisyonu isimli arkadaşlarla kurduğumuz bir başka oluşum var. Bu oluşumlarda girişimlerimizde birbirimizi destekleyeceğimiz, ufkumuzu açacağımız bir dizi toplantılar yapıyorduk. 2003 yılından görevi Ayhan Karahan başkana devrettiğim 2015 yılına kadar yaklaşık 15 senemi İGİAD’da geçirmiş oldum.

Onun öncesinde hem hemşeri derneklerinde hem de çeşitli kurumların gençlik kollarında faaliyetlerim bulundu. 1994-1998 arasında MÜSİAD’da bulundum. En son 1998’de MÜSİAD’da tekstil komitesi başkanlığı yaptım. Kendi köyümüzün vakıf ve derneği var, orada bir ara başkanlık görevinde bulundum.

Bazen gençlere söylüyorum: STK’lar sizin bir şeyler vereceğiniz yerler olmaktan ziyade bir şeyler alacağınız yerlerdir. Hele hele iş dünyasıyla ilgili dernekler, sizin iş gelişiminize çok ciddi faydalar sağlar. İGİAD’ı bıraktıktan sonra da bizim çatı kuruluşumuz olan İlke İlim Kültür Eğitim Derneği’nin mütevelli heyetindeyim. Bununla birlikte İGİAD’da devam ederken farklı STK’larla da ilgilendim. Bir ara şapkacılarla ilgili bir dernek kurduk ve oranın danışmanlığını yaptım. Daha sonra İstanbul Ticaret Odası’na girdim ve iki dönemdir Meclis üyesiyim. Bir ara TOBB’daydım, şimdi iki dönemdir de İktisadi Kalkınma Vakfı’nda Yönetim Kurulu üyeliğim devam ediyor. Ticaret Odası’nda komite üyesiyim.

Nihayetinde STK’larda görev almanın faydalarını saatlerce konuşsak bitmez. STK’lara katılan her fert pişiyor, karakter sahibi oluyor. Bu faaliyetlerde insan hem etkiliyor hem de etkileniyor, karşılıklı etkileşim söz konusu oluyor.”

Program katılımcıların soru cevapları ile devam etti. Doç. Dr. Nihat Alayoğlu ve İGİAD Başkanı Ayhan Karahan’ın Şükrü Alkan’a hediye takdimi ile son buldu.