Krizin İnsani ve Ahlaki Boyutu

  • 15.08.2018

Kriz Ortamı, İş Adamına Muhasebe Yapma İmkânı Verir

Her yaşanan krizin altında; saklı olan iş ahlakından, erdemli ve dürüst olmaktan yoksun: insani boyuttan uzak olan tutum ve davranışları aramalıyız. Krizler, karakterlerimizi, ticarette gösterdiğimiz iyi veya kötü davranışlarımızı, iş yapış tarzımızı ve iş tecrübemizi ortaya çıkarmaktadır. İşimiz bir nevi aynamız olmaktadır. İş yapış tarzımız ve davranışlarımız, aynadaki görüntümüz olmaktadır. Aynaya bakmak istersek, yaptıklarımızı görürüz. Herkes, güzel veya çirkin görüntüsünü aynaya bakarsa görebilir. Aynaya bakarak kendimizle yüzleşelim ve öz eleştirimizi; iç muhasebemizi yaparak hatalarımızdan uzaklaşalım.

Krizle birlikte ekonomi dibe vurmakta ve ‘dipteyiz’ denmektedir. Krizler, bizleri ekonomik açıdan dibe yaklaştırdıkça hem iş ahlakımız hem de insani ve ticari ilişkilerimiz dip yapmaktadır. Krizler, iyinin ve kötünün birbirinden ayırt edileceği günlerdir. İyiler de kriz anlarında varlığını kaybedebilir, darlık içine düşebilir, ekonomik olarak kayba uğrayabilir, işini kaybedebilirler. Asıl olan; bu gibi durumlarda yani darlık zamanlarında da iyi halin devam ettirebilmesidir. İşte karşılaşılan sıkıntılarda bir başkasına sıkıntı yaşatılmamasıdır, iş kaybedilse de onurun, güven ve itibarın kaybedilmemesidir. Kaybedilen iş yeniden kurulabilir ama kaybedilen itibar yeniden kazanılamaz. Bize düşen, başladığımız veya neticelendireceğimiz her işte doğruluk üzere olmak, samimi ve içten davranmak ve değerlerimizi muhafaza etmektir.

İş adamının, işindeki en büyük sermayesi, güven ve itibarı, iş ehliyeti ve liyakati ile işinin kendisine emanet edildiği bilinci ile işine sahip çıkma inancıdır. İş adamı, işini bir başkasına zarar verebilecek boyuta getirmez, taşıyamayacağı risklerin altına girmez. Yatırımlarını, borçlanma ve stok durumunu, öz kaynağına ödeyebileceği borçlanma durumuna göre belirler. Karşılaştığı sıkıntılarda iş ahlakına, güven ve itibarına zarar verebilecek tutum ve davranışlardan uzak durur. Kriz dönemlerinde, yangında ilk kurtarılacak malzeme gibi korumamız, kurtarmamız gereken şey, işimizde güven ve itibarımızdır.

Krizler Dayanışma Günleridir

Bugüne kadar yaptığımız işlerde, muhataplarımızda güven ve itibar bıraktıysak, bunun neticesinde birbirimize güvenir ve inanırsak, sıkıntılı günlerde birbirimize nefes alacak kadar zaman tanıyabilirsek, dayanışma içinde krizleri daha az zamanda, daha az hasarla ve hızla aşarız. Krizlerde can simidimiz, özenle korumaya çalıştığımız iş ahlakımız, güven ve itibarımız olacaktır. Sıkıntılı anlarımızda imdadımıza bu erdemlerimiz yetişecektir.

Kriz döneminde iş adamımız kısa, orta ve uzun vadede tedbirlerini almalı, işinin gereği olan ‘acil eylem planı’nı yapmalıdır. Kendini, sürekli kriz söyleminden ve bunun psikolojik baskısından ve bu tür ortamlardan uzak tutmalıdır. Her şeye kendisinin gücünün yetmeyeceği, kendi iradesinin tek başına yeterli olmayacağı, hayatın doğal akışı içinde seyredeceği, ulaşmak istediği varlığa veya düşmesinden korktuğu darlığa tek başına kendisin hükmedemeyeceği inancıyla hayata bakmalıdır.

Krizin bütün dünyayı sardığı bir dönemde, varlığın da darlığın da, kazanmadın da kaybetmenin de, hayatın doğal akışı içinde yaşanabileceği gerçeğini kabullenmeli, yaşamın kendisinin bir imtihan olduğu realitesine dayanarak krizle birlikte yaşamayı kanıksamalıyız. Her yaşanan zorluğun sonunda mutlaka kolaylığın geleceğine inanmalıyız. Krizin her şeyin sonu olmadığı, sonlandıranın ve yeniden başlatanın biz olmadığımız gerçeğini bilmeliyiz. Rızk, ekmek, emek, bereket, hak, hakkaniyet, siftah, nasip gibi iş terimlerine yüklediğimiz anlamları yeniden hatırlamalı ve bunların üzerinde düşünmeliyiz.

Krizler uzun sürse de, etkilerini bizzat yaşasak da, kendimizi kriz ekonomisinden kurtarıp kanaat ekonomisine geçmeliyiz. Yaptığımız işe, kazancımıza, bulunduğumuz şartlara kanaat etmeliyiz. Sıkıntıları hafifletmek, daha fazlasını elde edebilmek için hırsa kapılmadan daha çok çalışmalıyız. İşimize olan inancımızı ve azmimizi kaybetmemeliyiz. Harcamalarımızda ölçülü ve kanaatkâr olmalıyız. Gerektiğinde azla yetinebilmeyi, aza da kanaat etmeyi, bu şekilde de mutlu olmayı başarabilmeliyiz.

Krizden çıkış yollarını ararken, kaybettiğimiz değerleri yeniden kazanmanın yollarını da aramalıyız. İş adamının iş ahlakını, güven ve itibarını yeniden zirveye taşımalıyız. İşimizdeki güven ve itibarımızın, iş ahlakımızın, kaybettiğimiz pazarlardan daha mühim olduğunu; pazar kaybedişimizin nedenlerinin başında, değerlerimizi kaybettiğimiz gerçeğinin geldiğini unutmayalım.

Krizin sarsıntılarını yoğun yaşadığımız bu günlerde yeniden ayağa kalkalım, yaralarımızı saralım, birbirimize yardımcı olalım; iş ahlakının, güven ve itibarın yeniden tesis edileceği, bereketli ve güzel işlerimizin zirve yapacağı Türkiye için ‘Ya Nasip’ diyelim…

Ayhan Karahan

İGİAD Yönetim Kurulu Başkanı